PFBoost

Köşe yazısı

Yetiştirme havuzunu temizlemeyi unutup bir ay boyunca öylece bıraktığımda olanlar

Yetiştirme havuzunun temizliğini sonraya bırakınca, bir ay sonra yeşil bir bataklıkla karşı karşıya kaldım. Hikaye bu.

Sonraya bıraktığım toplama işi

O günkü deney oldukça sorunsuz bitmişti. Veriler de beklediğim gibiydi, ertesi günkü toplantıda da rahat rahat anlatabilirdim. Böyle günlerde insan daha laboratuvardan çıkmadan dönüş yolundaki birayı düşünmeye başlıyor.

Her zamanki prosedürle toparlanmaya başladım; besin çözeltisini boşalttım, LED’leri kapattım. Ama sadece yetiştirme havuzunun temizliğini sonraya bıraktım. Yorgundum ve “nasıl olsa yarın yaparım” diye hafife aldım.

Kontrol listesindeki maddeleri kurşun kalemle tek tek işaretledim. En son listeye bakıp her şeyin güzelce işaretlenmiş olduğunu görünce tuhaf bir memnuniyetle çıktım gittim. Şimdi dönüp bakınca, o kendinden emin halimin omzuna dokunup sadece şunu söylemek istiyorum:

“Orası daha bitmedi.”

Bir ay sonraki laboratuvar

Aradan yaklaşık bir ay geçti. Başka projeler araya girdiği için o laboratuvara bir daha uğramadım. Yeni deneyin günü belli oldu ve uzun zaman sonra kapıyı açtığım anda yüzüme ılık ve ağır bir nem çarptı.

Tatlımsı ama aynı zamanda çürümüş gibi bir koku.

İçeri adım atar atmaz olduğum yerde kaldım. İklimlendirme sisteminin sesi geliyordu ama sanki çok uzaktan geliyordu. Daha bir şey görmeden, ortada ters giden bir şey olduğunu hissediyordum.

Gözümü kaldırınca, rafın en üstündeki yetiştirme havuzundan belli belirsiz bir yeşillik gördüm. Yaklaştıkça o yeşil daha netleşti. Tamam, mesele buymuş. Hayır, bu olmamalı. Temizlik yapılmamış. Bir ay. Su. LED. Besin. Yosun.

Aklımdan sadece tek tek kelimeler geçiyordu.

Yeşil yatak

Bir ay boyunca bırakılmış yetiştirme havuzu — yüzeyi yosun kaplamış su

Korka korka yetiştirme havuzunun içine baktığım anda, istemsizce bir adım geri çekildim.

Karşımda duran şey besin çözeltisinden çok, artık kendi başına küçük bir ekosistemdi. Yeşille kahverenginin karıştığı sıvının yüzeyinde küçük kabarcıklar belirip patlıyordu. LED ışığını alan yapışkan yeşil bir tabaka suyun üstünü kaplamıştı.

“Bunu kimseye anlatmak zor olacak.”

Bunu düşünürken yüzeyi parmağımla hafifçe dürttüm, tabaka kaygan bir şekilde yarıldı. O anda içeride sıkışmış koku birden yükseldi. Vücudum önce tepki verdi, yüzümü istemsizce geri çektim.

Bitki fabrikası yöneticisi olarak bakınca bu, düpedüz utanç verici bir hataydı. Ama ben canlıları seven biri olduğum için, içimin bir yerinde “bir ayda bu kadar çoğalabiliyor mu” diye hayran kalan başka bir ben de vardı. Pişmanlıkla merak aynı anda gelince, insanın yüz ifadesi de ister istemez karmaşık oluyor.

Elle temizlemek

Yosun parçalarını olduğu gibi gidere akıtırsam bunun boruları tıkayacağı çok açıktı. Yani önümde tek seçenek vardı: elle temizlemek.

Ofisten lastik eldiven, çöp poşeti ve ne olur ne olmaz diye bir maske getirdim. Bir iş arkadaşım “Ne yapıyorsun?” diye sorunca, “Küçük bir deney” diye geçiştiren bir cevap verdim. Büyük ihtimalle yüzüm oldukça şüpheli görünüyordu.

Ağ kepçeyle almaya çalışınca yosun elden kayar gibi kaçıyordu. Elle tutmaya kalkınca da sıvıyla birlikte parmaklarımın arasından sıyrılıp gidiyordu. Sonunda mecburen iki kolumu birden içine sokup yosun yığınlarını avuç avuç çıkarmaya başladım.

O kaygan his lastik eldivenin üzerinden bile geliyordu. Çalıştıkça eldivenlerin içi de yavaş yavaş ıslandı. Sanki zaman özellikle o anda yavaşlamıştı. Alıyorum, siliyorum, yine kalıyor. Kendi ellerimle açtığım iş olsa da, hiç hafif değildi.

Yaklaşık bir saat sonra yosunun büyük kısmını nihayet çıkardım, yetiştirme havuzunun iç yüzeyindeki sümüksü tabakayı da ovalayıp temizledim. İş bittiğinde ter içindeydim ve önlüğümün üzerinde bir sürü yeşil leke vardı.

Her şeyi kusursuz planlayan kimse yok. Ben bu gerçeği, yeşil çamurla dolmuş bir yetiştirme havuzundan öğrendim.

O günden beri kontrol listesini iki kez kontrol ediyorum. Besin çözeltisi, LED, yetiştirme havuzunun temizliği. Özellikle de “sonra yaparım” dediğim maddelere en son bir kez daha bakıyorum.

Buna rağmen içten içe, bir ayda o kadar görkemli bir ekosistem kurmuş olmama hâlâ az da olsa hayranım. Elbette bitki fabrikası yönetimi açısından bakınca bu tamamen sınıfta kalmak demek. Şimdi ise bu olay, kıdemli personelden yeni personele sessizce aktarılan bir gülmece hikayesine dönüştü.

Diğer köşe yazılarını oku

Köşe yazıları listesine