PFBoost

Köşe yazısı

Tam üretimdeki bir bitki fabrikası sınırını aştığında

Bu, tam kapasite çalışan bir bitki fabrikasına bir de ek sipariş talebi geldiğinde yaşananların hikayesi.

Hafta sonuna kadar 200 kasa

“Hafta sonuna kadar 200 kasa daha ekleyebilir misiniz?”

Satış departmanından A Bey beni bir anda aradı.

O anda elimin altındaki üretim planı tablosundaki rakamlar tuhaf biçimde daha net görünmeye başladı. Artık boşluk yoktu. Yetiştirme havuzları da personel de sevkiyat kapasitesi de tamamen doluydu. Kafamın içinde önce “İmkansız” yükseldi, ama ağzımdan hemen çıkmadı.

Fabrika zaten tam kapasite çalışıyordu. Normalde biraz pay bırakarak plan yapıyor olsak da, hafta sonuna kadar 200 kasa eklemek öyle biraz daha zorlayınca çıkacak bir miktar değildi.

Belki üretim sektöründe bu sık görülen bir şeydir. Satış ciro yaratır. Üretim ise kaliteyi ve verimliliği korur. İkisi de gereklidir ama ani bir ek sipariş geldiği anda, aynı şirketin içinde bile baktıkları yön birbirinden kaymış gibi görünebilir.

Bitki fabrikası da bunun istisnası değildi.

“İmkansız” deyip kesip atamamak

“Bir şekilde daha fazla sevkiyat yapamaz mıyız?”

Bu sözü her duyduğumda midemde hafifçe bir ağırlık hissederim. LED ışığı altında duran yapraklı sebzelere dönüp “Kusura bakmayın, hafta sonuna kadar biraz hızlanabilir misiniz?” diyebilsem rahat edeceğim, ama bitkiler satış toplantısına katılmıyor.

Bitkinin büyümesinin fiziksel sınırları var. Işık yoğunluğu, sıcaklık, besin çözeltisi, personel, hasat zamanı. Bunlardan sadece birini oynatınca bir anda 200 kasa artmıyor.

Ama buna rağmen “İmkansız” deyip kolayca reddedemiyorsunuz. Müşteriden bir anda daha fazla sipariş gelmiş oluyor ve satış tarafı da satış tarafı olarak geri çevirmesi zor bir durumun içine girmiş oluyor. Orada reddedilirse müşteriyle güven ilişkisi zarar görebilir. Satışın pozisyonunu düşününce bunu da çok iyi anlıyorum.

Telefonun öbür ucundaki sessizlik her zamankinden daha uzun geldi bana. Ben üretim planı tablosuna bakıyordum. Karşı taraf ise muhtemelen müşterinin yüzünü gözünün önüne getiriyordu. Sanırım ikimiz de ayrı ekranlara bakarken aynı “zor durum”un içindeydik.

“Bir şekilde hallederiz” demenin bedeli

Burada düşünmeden “Bir şekilde hallederiz” derseniz, bu kez başka bir sorun çıkar.

Çünkü o “Bir şekilde hallederiz”in içeriği çoğu zaman sahadaki çalışanların mesaisi olur. Yarınki üretim planını biraz bozmak olur. Kalite kontrolün bir kısmını biraz hafifletmek olur.

Bir kereye mahsus olsa, saha biraz daha dayanıp bunu atlatabilir. Ama bunu tekrarlarsanız, yük mutlaka bir yerde birikir. Fazla mesai uzarsa insanlar yorulur. Ertesi günün planını bozarsanız, ondan sonraki gün daha da sıkışır. Kalite kontrolü gevşetirseniz, gözden kaçırma riski artar.

Önünüzdeki 200 kasayı çıkarmak için, gelecekteki hareket alanını azar azar kesip attığınız bir his bu. Bunu şimdi yazarken bile, üretim planı tablosunun kenarına zorla sıkıştırılmış rakamları gördüğümde içime çöken o kötü hissi hatırlıyorum.

Daha da korkutucu olan şu: Satış tarafı yanlış şeyi öğrenebilir.

“İlk başta olmaz dense bile, yeterince bastırırsak bir şekilde oluyor.”

Bu şekilde anlaşılırsa, aynı şey bir dahaki sefer de olur. Elbette burada mesele satış kötüdür demek değil. Satış satmak için hareket ediyor ve sadece müşteriye cevap vermeye çalışıyor. Ama bitkiye baskı kurunca daha hızlı büyümüyor. İşin bu tarafı, ne kadar düşünsem de, epey acımasız.

Rakamlarla konuşmak

Bu çatışmayı azaltmak için gereken şey gayret değil, fabrikanın sınırlarını iki departmanın da doğru biçimde anlamasıydı.

Bizim bitki fabrikasında, haftalık üretim toplantılarında büyüme durumuna dair verileri paylaşmaya başladık. LED ışık yoğunluğu ile büyüme hızı arasındaki ilişki, hasat edilebilir miktarın tahmini, personel tahsisinin sınırları. Üretim tarafı fabrikanın sınırını somut rakamlarla gösterince, satış tarafı da “Demek fabrikanın toplam üretim sınırı gerçekten bu sayı” diye daha rahat anlayabildi.

Sadece duyguyla konuşursanız, tartışma “Biraz daha zorlayabilir miyiz, zorlayamaz mıyız?” noktasına gidiyor. Ama veri olunca, “Bu hafta buraya kadar çıkarabiliriz” ve “Bunun üstüne çıkarsak gelecek haftayı etkiler” diye konuşabiliyorsunuz.

Satış ile üretim birbirine karşı çıkmak için var değil. Ciro yaratmak da kaliteyi ve verimliliği korumak da şirket için gerekli.

Fabrikanın üretim gücünü gelecekte gerçekten yükseltmek istiyorsanız, gözünüzün önündeki zorlama talepleri üst üste bindirmekten önce, mevcut sınırı doğru biçimde anlamakla başlamak gerekir diye düşünüyorum.

Bitkiyi zorlayınca daha hızlı büyümüyor. Çıkış noktasını buraya koymak, sonunda hem satışla hem üretimle konuşmayı daha kolay hale getiriyor.

Diğer köşe yazılarını oku

Köşe yazıları listesine