PFBoost

Köşe yazısı

Uç yanıklığıyla zorlu mücadele: bitki fabrikalarında sık görülen bir durum

Bitki fabrikasında çalışıyorsanız, sadece “uç yanıklığı” sözünü duyunca yüzünüzün biraz gerildiği günler olur.

Sabah turunda karşınıza çıkan şey

Sabah turunda yaprağın ucunda kahverengi lekeler görürsünüz. Bu, uç yanıklığıdır.

Gördüğünüz anda adımınız bir an durur. Yaprak ucundaki kahverengi sanki gereğinden fazla net görünür. Etrafta iş sesleri vardır ama o bitkiye baktığınızda her şey durmuş gibi hissedersiniz. Abartı gibi gelebilir ama sahada gerçekten his böyle olur.

Uç yanıklığı çıktığında ürünün ticari değeri düşer. Bunu ayrıca anlatmaya gerek yok. Asıl can sıkıcı olan, uç yanıklığının ortaya çıkması ile verim artışının birbirinden bir adım uzakta olmasıdır.

Daha fazla verim almak istersiniz. Büyümeyi biraz daha zorlamak istersiniz. Ortam ayarlarını bu şekilde zorladıkça, uç yanıklığı riski mutlaka başını gösterir. Zorlu ayarlar doğru giderse verimi artırır ama biraz saptığında sonucu hemen yaprak ucunda görürsünüz. Bitki dürüsttür. Sizin programınıza da pek kulak asmaz.

Sayılar büyümeye başladığında

İki gün önce yüzde 5’ti, bugün yüzde 15 olmuş.

Böyle arttığını görünce insanın içi gerçekten ağırlaşıyor. Sayının kendisi sadece bir oran ama benim kafamda o anda ayıklama masasının görüntüsü canlanıyor bile. Bitmeyen yaprak kontrolleri, üst üste binen işler, yavaş yavaş azalan dikkat. Dinlenme odasında kahve tüketiminin arttığını düşünüyorsanız, muhtemelen yanılmıyorsunuzdur. Kafeinle çözülecek bir mesele değil ama hiç değilse insanın aklı biraz dağılır.

Sahada çalışan taraf için uç yanıklığının asıl korkutucu yanı, “tekrarlayan iş süresinin bir anda artmasıdır.”

Mesela 10.000 bitki yetiştiriyorsunuz ve bunların yüzde 80’inde, yani 8.000 bitkide uç yanıklığı çıktığını düşünün. Uç yanıklığının etkisi en çok ayıklama işinde ortaya çıkar. Uç yanıklığı görülen her bitki için ortalama 5 saniyelik ek iş gerekir.

8.000 bitki × 5 saniye = 40.000 saniye = yaklaşık 11 saat ek iş.

Bu, yaklaşık 2 kişinin çalışma süresine denk gelen ek iş yüküdür. Yazınca sadece hesap gibi duruyor ama sahada bakınca hiç hafif bir sayı değildir. Hesap makinesine bakıp birkaç saniye donup kalırsınız. 11 saat. 2 kişi. Bugünün planı. Bunu kim yapacak? Garip olan şu ki, bu sorunun sonunda nedense aklıma hep kendi yüzüm gelir.

Elbette işler öyle kolay yürümez; “uç yanıklığı için özel destek ekibi” hemen ortaya çıkmaz. Çoğu zaman fazla mesaiye hayır demekte zorlanan birisi — ki çoğu zaman o kişi kendim oluyorum — kendi işini geriye atıp ek ayıklama işine girer.

Peş peşe gelen günler

En kötüsü, uç yanıklığı yüzünden çıkan ek ayıklama işinin her gün sürmesi ve normal hale gelmesidir.

Normalde “uç yanıklığı neden çıktı?” sorusunu araştıracak zamana ihtiyacınız vardır. Ortam ayarları, hava akımının dağılımı, su kalitesi, çeşit, gelişim evresi. Kontrol edilmesi gereken çok şey vardır.

Ama önünüzdeki sevkiyat işine yetişmeye çalışırken, neden analizi ya da iyileştirme için zaman ayıramazsınız ki. Günleriniz sadece ayıklamaya yetişmeye çalışarak geçer. Uç yanıklığını iyileştirmeye çalışırken bir bakarsınız programınızı uç yanıklığı ele geçirmiş. Bazen insana tuhaf bir kabulleniş gibi gelir.

Öte yandan, uç yanıklığından fazla korkup büyümeyi iyileştirmek için gereken “ataklığı” kaybetmek de sorundur.

Verimi artırabilirsiniz. Ama uç yanıklığı riski de artabilir. Peki ne yapacaksınız, deneyecek misiniz yoksa vaz mı geçeceksiniz?

Bu karar gerçekten zordur. Ne kadar atak davranırsanız uç yanıklığı riski o kadar yükselir. Ama atak davranmazsanız da verim artmaz. Sahada her seferinde, başarısız olmak istememekle iyileştirmek istemek arasında ciddi şekilde sıkışır kalırsınız.

Neden görünmediğinde

Bitki fabrikası ekibi için en bunaltıcı durum, uç yanıklığının neden arttığını bir türlü anlayamamaktır.

Eğer bilerek yüksek riskli bir yetiştirme stratejisi uyguluyorsanız, “işte çıktı” diye karşılayacak kadar payınız olur. Hoşunuza gitmez ama hiç değilse bir nebze hazırlıklısınızdır.

Ama hiçbir uyarı olmadan birden artarsa, insanın kafası bir anda dağılır. Ortam kontrol sistemi mi? Su kalitesi mi? Hava akımı mı? Çeşit mi? Zararlı mı? Hayır, önce veriye bakın. Dünün kayıtları. Ayar değişikliği olmuş mu? Birisi bir şeye dokunmuş mu?

Nedeni bilmediğiniz için ortam parametrelerinin düzenlenmesi ya da su kalitesi kontrolü gibi düzeltici önlemler de gecikir. O sırada uç yanıklığı artmaya devam eder ve ek ayıklama işi de büyür. Bunları şimdi yazarken bile, tur sırasında yaprak ucunu kaldırıp altını kontrol ettiğim anların hissi hemen geri geliyor. O küçücük kahverengi kısım, sahadaki planı ciddi şekilde altüst eder.

Sonuçta uç yanıklığıyla mücadele, bitki fabrikasının hiç bitmeyen konularından biridir. Bugün de bir yerde birisi yaprak ucuna bakıp kaşlarını çatıyordur.

Eğer sabah turunda “bugün uç yanıklığı sıfır” diyebildiğiniz bir gün olursa, o gün gerçekten iyi bir gündür. Belki fotoğrafını bile çekebilirsiniz. Yarısı şaka ama o görüntüyle bir daha ne zaman karşılaşacağınızı kimse bilemez.

Diğer köşe yazılarını oku

Köşe yazıları listesine